
GADTB: Avstraliya Azərbaycan Assosiasiyasının prezidenti, Güney Azərbaycan Demokratik Türk Birliyinin (GADTB) Beynəlxalq Əlaqələr Departamentinin sədri sayın Mikayıl bəy Oyta Türk Akademisiyənlər Birliyinin təşkil etdiyi “Qənirə Paşayeva və Türk Dünyası: Ədəbiyyat, siyasət, kültür və birlik idealı” adlı beynəlxalq konfransda çıxış edib.
Sayın Mikayil bəyin çıxışının mətnini olduğu kimi təqdim edirik:
Sayın Başkan, Profosor Dr Gulden Boluk değerli akademisyenler, kıymetli katılımcılar,
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben Mikayil oyta Avstraliya Azerbaycan Asosiyasinin prezidenti ve Guney Azerbaycan Demokratik Türk Birliyinin Uluslar ilişkiler departmentin sedri ( GADTB )
Bugün sizlerle, Güney Azerbaycan’ın millî, siyasi ve kültürel meselelerinin uluslararası kamuoyuna taşınması konusunu ve bu
çerçevede diasporanın, sivil toplum kuruluşlarının ve uluslararası iletişim ağlarının rolünü paylaşmak istiyorum.
Bu konunun Ganire Paşayeva ve Türk dünyası bağlamında ele alınması da ayrıca anlamlıdır.
Çünkü Paşayeva’nın siyasi ve kültürel
fealiyetlerinin önemli bir boyutunu, Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşayan topluluklar arasındaki kültürel bağların güçlendirilmesi ve bu Topluluklarin meselelerinin uluslararası platformlarda görünür kılınması oluşturmuştur.
Güney Azerbaycan neden uluslararası bir meseledir?
Güney Azerbaycan, İran’ın kuzeybatısında yaşayan milyonlarca Azerbaycan Türkünün tarihî, kültürel ve dilsel varlığını ifade eden önemli bir bölgedir.
Buradaki mesele yalnızca siyasi bir mesele değildir.
Bakmiyarak ki Biz Turkler bu bolgede Min yildan artik Başga Miletlere ve Dinlere edaletli hakimiyetlerimiz olup.
Aynı zamanda dil, eğitim, kültürel kimlik, ifade özgürlüğü, tarihî miras ve toplumsal katılım meselelerini de kapsamaktadır.
Azerbaycan Türkçesinin eğitim ve kamusal yaşamda kullanılması
konusundaki sınırlamalar, kültürel fealiyetler üzerindeki baskılar ve aktivistlerin karşılaştığı sorunlar, Güney Azerbaycan meselesinin neden insan hakları ve kültürel haklar çerçevesinde de ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Uluslararası kuruluşlar ve Güney Azerbaycan üzerine
çalışan araştırma kurumları da dilsel ve kültürel haklar ile aktivistlere yönelik baskılar konusunda benzer kaygıları gündeme getirmiştir. Yeni Guney Azerbaycan .
Burada özellikle vurgulamak istediğim nokta şudur:
Bir toplumun dilini ve kültürünü koruma hakkı, yalnızca o toplumun iç meselesi değildir.
Bu aynı zamanda evrensel kültürel haklar ve insan hakları meselesidir.
Dil ve kültür kimliğin temelidir
Bir toplumun kimliği yalnızca siyasi sınırlarla belirlenmez.
Dil, edebiyat, müzik, gelenekler, tarih ve kültürel hafıza da kimliğin temel unsurlarıdır.
Güney Azerbaycan açısından Azerbaycan Türkçesinin korunması bu nedenle büyük önem taşımaktadır.
Çünkü dil yalnızca iletişim aracı değildir.
Dil, bir toplumun tarihini sonraki nesillere aktarma aracıdır. Edebiyat dil aracılığıyla yaşar.
Şiir dil aracılığıyla nesilden nesile aktarılır.
Aile hafızası, folklor, deyimler, halk müziği ve kültürel anlatılar da dil sayesinde korunur.
Bu nedenle ana dilde eğitim ve kültürel üretim imkânlarının korunması,
yalnızca eğitim politikası olarak değil, kültürel devamlılık açısından da değerlendirilmelidir.
Uluslararası kamuoyuna ulaşmanın önemi
Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bir olay, birkaç saat içerisinde sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla uluslararası kamuoyuna ulaşabilmektedir.
Fakat görüntile gerçek anlamda uluslararası farkındalık aynı şey değildir.
Bir meselenin uluslararası kamuoyunda yer bulabilmesi için düzenli, güvenilir ve belgelenebilir bilgi akışına ihtiyaç vardır.
Bu noktada diaspora kuruluşlarının önemli bir rolü bulunmaktadır. Diaspora kuruluşları;
- siyasi temsilcilerle iletişim kurabilir,
- uluslararası insan hakları kuruluşlarıyla temas sağlayabilir,
- akademik ve kültürel etkinlikler düzenleyebilir,
- medya kuruluşlarına bilgi sağlayabilir,
- dijital platformlarda içerik ürete bilir .
- farklı ülkelerde yaşayan Azerbaycan Türkleri arasında iletişim ve dayanışmayı güçlendire bilir .
Güney Azerbaycan meselesinin uluslararasılaştira biler açısından bu fealiyetlerin süreklilik taşıması özellikle önemlidir.
Avustralya’daki diaspora faaliyetleri
Avustralya örneği burada ayrıca önem taşımaktadır.Avustralya’daki Azerbaycanlı diaspora kuruluşları, Güney Azerbaycan
ile ilgili meseleleri Avustralya’daki siyasi temsilcilere, sivil toplum
kuruluşlarına, medya kuruluşlarına ve daha geniş kamuoyuna taşımaya çalışmaktadır.
Bu fealiyetlerin temel amacı yalnızca bir siyasi görüşü savunmak değil, aynı zamanda Güney Azerbaycan’daki gelişmeler konusunda bilgi ve farkındalık oluşturmaktır.
Bu çerçevede Güney Azerbaycan Demokratik Türk Birliği ve Avustralya-Azerbaycan toplumu gibi kuruluşlar; siyasi temsilcilerle yazışmalar,
uluslararası kuruluşlarla temaslar, diaspora işbirliği ve Azerbaycan Türkçesi ile Farsça medya kanallarının kullanılması gibi yöntemlerden yararlanmaktadır.
Böylece yerel bir mesele, farklı ülkelerdeki kamuoylarının ve karar vericilerin dikkatine sunulmaya çalışılmaktadır.
Ganire Paşayeva’nın yaklaşımı ve Türk dünyası
Bu noktada Ganire Paşayeva’nın mirasına tekrar dönmek istiyorum.
Paşayeva’nın siyasi hayatı yalnızca Azerbaycan’ın iç politikasıyla sınırlı değildi.
Parlamenter diplomasi, Türk dünyası arasındaki ilişkiler, kültür ve
uluslararası temsil fealiyetleri onun çalışmalarında önemli yer tutmuştur.
Özellikle farklı Türk toplulukları arasında kültürel ve siyasi bağların güçlendirilmesine yönelik fealiyetleri dikkat çekmiştir.
Paşayeva’nın konuşmalarında ve fealiyetlerinde Türk dünyasında birlik
ve dayanışma düşüncesinin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz.
Örneğin 2017 yılında Türk dünyası üzerine yaptığı bir konuşmada birlik ve dayanışmayı Türk dünyasının gücünün temel unsurlarından biri olarak
değerlendirmiştir. (Anadolu Agancy )
Bu yaklaşım, Güney Azerbaycan meselesi açısından da önemli bir perspektif sunmaktadır.
Çünkü Güney Azerbaycan’ın meseleleri yalnızca bölgesel bir konu olarak
değil, Türk dünyasının kültürel mirasının bir parçası olarak da ele alınabilir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır
Türk dünyasında kültürel dayanışma fikrini savunurken, farklı toplumların kendi özgün tarihlerini, kimliklerini ve siyasi şartlarını da dikkate almak gerekir.
Dolayısıyla birlik fikri, farklılık Larin ortadan kaldırılması anlamına gelmemelidir.
Tam tersine, dilsel ve kültürel çeşitliliğin korunması üzerine kurulan bir dayanışma daha sürdürülebilir olabilir.
Güney Azerbaycan örneğinde de amaç, insanların kendi dillerini konuşabilmeleri, kültürlerini yaşatabilmeleri ve kendi gelecekleri hakkında barışçıl ve demokratik yollarla söz sahibi ola bilmeleridir.
Akademik dünyanın rolü
Burada akademisyenlere de önemli bir sorumluluk düşmektedir.
Çünkü siyasi tartışmalar zaman zaman toplumların gerçek deneyim Lerinin
önüne geçebilmektedir.
Akademik çalışmalar ise belgeler, tarihsel kaynaklar, saha araştırmaları, insan hakları raporları ve farklı bakış açıları üzerinden daha sistematik bir bilgi üretme imkânı sağlar.
Bu nedenle Güney Azerbaycan konusunda daha fazla;
akademik araştırmaya, uluslararası konferansa,
karşılaştırmalı dil ve kültür çalışmalarına, sözlü tarih projelerine
ve
diaspora araştırmalarına Ehtiyac olduğunu düşünüyorum.
Özellikle Güney Azerbaycan edebiyatının, müziğinin, folklorunun ve dilinin uluslararası akademik çevrelerde daha fazla araştırılması, bu kültürel mirasın korunmasına katkı sağlayabilir.
Sonuç
Sonuç olarak Güney Azerbaycan meselesi üç temel boyutta değerlendirile bilir
Birincisi, kültürel boyut:
Azerbaycan Türkçesinin, edebiyatının, tarihinin ve kültürel mirasının korunması.
İkincisi, insan hakları boyutu:
Dil, eğitim, ifade, kültürel yaşam ve barışçıl toplumsal katılım gibi temel hakların korunması.
Üçüncüsü, uluslararası boyut:
Bu meselelerin uluslararası kamuoyuna, akademik çevrelere, medya kuruluşlarına ve ilgili kurumlara düzenli ve güvenilir biçimde aktarılması.
Ganire Paşayeva’nın Türk dünyasına ilişkin yaklaşımı da bize burada önemli bir perspektif sunmaktadır:
Kültürel bağlar, siyasi sınırların ötesinde toplumlar arasında iletişim ve dayanışma oluşturabilir.
Güney Azerbaycan’ın dili, kültürü ve tarihî mirası da bu daha geniş Türk dünyası kültürel alanının önemli parçalarından biridir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, farklı görüşlerin çatışması değil; daha fazla
bilgi, akademik araştırma, uluslararası diyalog ve barışçıl iletişimdir.
Güney Azerbaycan’ın meselelerinin uluslararası kamuoyunda daha görünür hâle gelmesi, yalnızca bir toplumun sesinin duyulması açısından değil, kültürel çeşitliliğin, insan haklarının ve toplumsal diyaloğun güçlendirilmesi açısından da önem taşımaktadır.
Bu nedenle diaspora kuruluşları, akademisyenler, medya, insan hakları kurumları ve Türk dünyasının kültürel kuruluşları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi gelecekte önemli bir alan olacaktır.
Sözlerimi, Ganire Paşayeva’nın Türk dünyası için önem verdiği kültürel dayanışma ve birlik anlayışının, farklı toplumların kendi kimliklerini ve kültürlerini özgürce yaşata bilmerelile daha anlamlı hâle geleceğini vurgulayarak tamamlamak istiyorum.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim



GADTB Güney Azərbaycan Demokratik Türk Birliyi