Şənbə , Fevral 27 2021
azfa

Samuel Weems ve sözde ermeni soykırımı konusunda ifşacılıkları

Samuel A. Weems, Arcanzas eyaletinde Hazen’de ünlü yargıç ve hukukçuydu. O Arcanzas Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden hukuk doktorasına sahip ve şehir şurasında etkinlik göstermekle birlikte adı geçen eyaletin anayasasının yeniden düzenlenmesinde ilgili kurula seçilir.

Samuel Weems birçok makalenin yazarı olup aynı zamanda çalışkan bir araştırmacı ve gezgin sayılır. O ömrünün sonlarında Ermenilerin Büyük Kurnazlığı Kitapları dizisindeki ünlü kitabı “Ermenistan, Terörist Hıristiyan Ülkesinin Sırları”(Secrets of A “Christian” Terrorist State – 2002) eserini kaleme aldı.

Samuel Weems bu kitabı yazabilmek için kendi kenti dışında Washington, Londra, Paris, Roma, Moskova, İstanbul vb. şehirlere yolculuk edip bu ülkelerin kütüphane ve arşivlerinde bu zeminde kapsamlı araştırmalara girişmiş ve adı geçen eseri kaleme almıştır. O, kitabının önsözünde Ermenistan arşivlerinin kendi yüzüne kapatıldığını ve Amerika’daki Ermeni lobilerinin kendisine karşı çıktığını ve onların tarafından tehdide uğradığını söylemektedir. Bu kitabın Amerika’da İngilizce yayımlanmasından bir süre sonra müellif gizemli bir biçimde vefat ediyor.

“Ermenistan, Terörist Hıristiyan Ülkesinin Sırları” kitabı 2004’te Bakü’de de Azerbaycan Türkçesi’ne çevrilmiş ve yayınlanmıştır. Biz bu makalede Samuel Weems’in bu kitaptaki ifşacılıklarının bir kısmına değineceğiz.

 Samuel Weems 13. sayfada Ermenilerin sözde Ermeni soykırımına yönelik öykülemelerine işaret edip onların bu konudaki iddialarının yalan olduğunu, Ermenileri rezil duruma düşürecek muteber tarihi delillerin varlığını vurgulamaktadır. O, ardından Ermenilerin bu öykülemeden amaçlarının Amerika ve Türkiye’den bollu dolarlar koparmak ve onu 150 yıllık eskiliğe sahip olan ülkelerinin refahına harcamak olduğunu yazıyor.
Samuel Weems kitabının 28. sayfasında Ermeniler ve Türkler arasında ihtilaf ve düşmanlığın nasıl oluştuğuna ve bu arada ihtilaf düşüren etkene yani Ruslara değinerek, “Rusya ordusu Osmanlı İmparatorluğu’na saldırmadan önce Müslümanların güvenini sarsmak ve Hıristiyanları seferber etmek maksadıyla kendi casuslarını bölgeye gönderdi. 1820 yılından sonra Ruslar Ermenilere kendilerine devlet kurmakta yardım edecekleri sözünü verdiler.” diye yazıyor.

“Ruslar Osmanlı ile savaşta İngilizler ve Fransızlardan geride kalmasınlar diye Osmanlı Devleti’nin yıkılma ve işgalinde Ermeni etkenini kullanma kararı aldılar. Onlar “Büyük Ermenistan” rüyasını Ermenilerin beyninde pişirip onlara Karadeniz’den Akdeniz’e dek Doğu Anadolu’da –yani Ermenilerin hiçbir zaman tarih boyu bir kez olsun bile işgal edemedikleri büyük bir yurtta– Ermeni ülkesi yaratacaklarına dair vaatler verdiler.Aslında tarihte hiçbir zaman Büyük Ermenistan varolmamış ve bu mesele Ruslar tarafından tasarlanmış bir düşten başka bir şey değildir.”

Oysa Rusların bölgeye sızmasından önce Türklerin ve Ermenilerin ilişkileri dostaneydi. Samuel Weems bu meseleye değinerek kitabının 33. sayfasında şöyle yazar: “Sene 1453’te Türkler şimdiki İstanbul’u fethettikten sonra, Osmanlı Sultanı Hıristiyanlığı ülkede resmiyete tanıdı ve Bursa’nın Ermeni papazı Huakim Oakim’i Osmanlı’nın Ermeni Hıristiyanlarının dini lideri olarak seçti. Ermeniler ve Türkler arasında gelişen bu dostluk, sonraki 3 yüzyıl boyunca da devam etti ve bu Avrupa’nın hâlâ propagandaya başlamış olmadığı dönemdeydi.

Osmanlı sultanı Ermeni kilisesine yardım ettikten sonra, Bizans hükümeti tarafından Kırım’a sürülmekte olan 70 binden fazla Ermeni’yi oradan kurtarıp Ege Denizi kıyılarında İstanbul’un güneyine yerleştirdi.
Bu Ermeniler Sultan’ın muteber arkadaşları olarak bilinirlerdi ve Sultan onlara birçok haklar ve özgürlükler vermişti. Bu meselelere bakmayarak bu imparatorluğun iniş ve düşüş döneminde Ermenilerin bazıları Osmanlı hükümdarlarının kendilerine yapmış olduğu iyilikleri unutup hatta inkar ettiler. Sonuçta, türedi hain Ermeni liderleri Avrupa devletlerinin himayesi altında o devletlere yandaşlık ederek Osmanlı topraklarının kayıtsız şartsız işgali için müzakerelere girdiler. Bu azınlık Ermeni takımıyla müzakerelere girişen ilk devlet Rusya’ydı.

Samuel Weems Ermenilerin Rus casusları aracılığıyla kışkırtılmasına değinerek Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Ermenilerin terörist eylemlerinin biçimlenmesi konusunda şöyle yazıyor: “1890 yılında Osmanlı İmparatorluğu ülkeleri içerisinde küçük bir Ermeni terörist grubu Müslümanların yurdunu, malını sahiplenmek için devrimci eyleme başladı. Onlar, son 500 yılda Türklerle karşılıklı dostane ve uzlaşmacı ilişkiler içindelerken Osmanlı Müslümanlarına karşı terörist eylemelere giriştiler.
1914-1915 yıllarına dek Osmanlı İmparatorluğu’ndaki bu terörist çete o kadar küçüktü ki, Türkler onu önemsemiyorlardı. Rusya’nın Osmanlı’ya karşı işgalci savaşının başlamasından sonra, Ermeniler hasretinde bulundukları yurtları sahiplenmek için Ruslarla birleştiler.

Türkiye Ermenileri gündüzün kendilerini Osmanlı ordusunun dostu gibi gösteriyor, geceleyin terörist eylemlerle Osmanlı ordusuna öldürücü darbeler indiriyorlardı. Ermenilerin bu terörist eylemleri sonucunda, Osmanlı hükümeti savaş bölgesinde bulunan Ermenileri bu bölgelerden göç ettirmek zorunda kaldı. Çünkü Ermenilerin riyakarlığı sonucunda Türkler terörist Ermenileri terörist olmayandan ayırt edemiyorlardı. Nihayetinde bu durumda kendisini saldırgan düşmanın hücumundan ve de Ermenilerin terörist hamlelerinden korumak isteyen bir milletin hain ve terörist Ermenileri savaş bölgesinden göç ettirmekten başka çaresi yoktu.”

Samuel Weems bu olayla ve Türklerin bu yerinde girişimi ile ilgili ABD’nin bu ülkenin batı kıyılarında yaşayan ve Japonlara yardım etmeleri ihtimali sezilen Japonları göç ettirmekteki benzer girişimini örnek vererek şöyle yazmakta: “Japonya’nın Amerika’ya 7 Aralık 1941’deki saldırısından sonra, ABD’nin batı eyaletlerinde yaşayan Japonlar, bu türlü eylemlerin son örneği olarak geçici transferle karşı karşıya kaldılar. 19 Şubat 1942’de Franklin Rouswelt özel 9006 fermanını imzalayarak Japonların göç ettirilmesine emir verdi.
Samuel Weems, Ermenilerin Ruslar aracılığıyla oyuncağa çevrilmesine ilişkin şöyle yazıyor: “Sene 1808’de Rus çarı I. Aleksandr, Ermeni kilisesi papazı Daniel’e Rusya’ya yardım için Osmanlı’ya karşı casuslukları dolayısıyla 1. dereceli Kutsal Anna Madalyası’nı sundu. Ruslar batıya doğru saldırıp Osmanlı topraklarında ilerlediklerinde Ermeni kilisesi hep Ruslara yardım ediyordu.”
Samuel Weems muteber tarihi delillerle ve Anadolu bölgesinde ve çevresinde bulunan Batılı temsilcilerin yazı ve notlarına istinat ederek Ermenilerin iddialarının esassız olduğunu kanıtlıyor. O kitabının 41. sayfasında şöyle yazar:
“Ağustos 1889’da Britanya’nın Erzurum’daki Başkonsolosu Albay Chermsaide, Britanya’nın İstanbul Büyükelçisi’ne rapor verirken “Ermenilerin soykırımı ve Müslümanların haremlerinin çalınmış Ermeni kızları ile dolması konusunda çabalamak ve konuşmak gülünç bir abartmacadır.” diye yazıyor.

Aynı zamanda, Thomas Botadgiyan (Boyacıyan) diye bir Ermeni olan Britanya Başkonsolosu Yardımcısı Britanya Büyükelçisi’nin kendisine Osmanlı padişahının Ermenilerin soykırımı konusundaki fermanına göre sorusunu yanıtlarken böyle bir fermanın hiçbir zaman çıkarılmış olmadığı yanıtını verir. Boyacıyan ayrıca ardından, kendisinin Ermenilerin kişisel çıkarlar uğruna birbirlerini katledip suçunu Müslümanların üzerine attıklarını kanıtlayan bir sürü delilleri bulunduğunu yazar.”

Samuel Weems Britanya Başkonsolosu Yardımcısı’nın güz 1889’daki raporuna dayanarak “Ermeniler azınlık odluları bölgelerde Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında düşmanlık yaratıyorlardı. Ermeni teröristler birkaç Müslüman’ı öldürüp ötekiler arsına ihtilaf düşürüyorlardı. Bu davranışların asıl nedeni Müslümanları Hıristiyanlarla çatışmaya zorlamak ve daha sonra güya Hıristiyanlar Türkler tarafından soykırıma uğradılar diye kampanya başlatmaktı.
Bu terörist örgüt (Taşnaksiyon) kendi üye ve yandaşlarına her bir yerde ve her bir şartta Türkleri kurşuna dizmelerini emretmişti. Bu emirden imtina eden her bir Ermeni eylemci ve casus ise onların eliyle öldürülüyordu.”
Samuel Weems aynı zamanda kitabın 46. sayfasında, Ser Ellis Bartlet Şubat 1895’te Ermenilerin soykırımı konusunda tanıklıklar ve görüşlerini yayınlamış ve orada şöyle yazar der: “Türk-Ermeni olayları konusunda bu genişlikte yayınlanan öykülemeler genelde yalandan ve hayalden başka bir şey değildir ve bu söylentiler garaz ve öfke yüzünden uydurulmuş, yönlendirilmektedir. Bu propagandacıların asıl amacı Ermeni azapları karşısında İngiltere’nin Türkiye aleyhine duygularını dalgalandırmaktır.”. Bartlet ardından, “Bu esassız efsaneler Ermenilerin Devrimci Komitesi’nin uydurmaları olup bu propagandacıların ve sermayeleri ile bu çirkin amelin arkasında durmuş olan Panislavistlerin çıkarlarını temin etmek için geniş bir biçimde Avrupa’da yayınlanmaktaydı.” diye yazıyordu.

Bartlet aynı zamanda, kendisi şahsen Ermenilerin isyanlarının birirnin tanığı olan İspanyol coğrafyacı M. Kosimos’un gözlemlerini göre de bu olayların Ermenilerin soykırım iddialarıyla çelişkide olduğunu yazıyor. Kosimos şahsen Ermenilerin soykırımın gerçekleştirildiğini iddia ettikleri bölgelere uğramış ve açıkça, “Bu olaylar yayıldığı bu genişlikle tamamıyla tahriflerden başka bir şey değil. Binlerce Ermeni’nin katliamı, onların namuslarına tecavüz, halkın işkence edilmesi ve musibetler, sadece tahriflerin vahşicesine icadıdır.” diyor.
Samuel Weems kitabının 35. sayfasında, Britanya’nın askeri tanıklarına, 1895 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na gönderilmiş olan Charles Norman’ın tanıklığına işaret eder: “Beş yıl süresince Anadolu’da dökülen kanların sorumluluğu doğrudan doğruya Hınçak Komitesi (terörist Ermeni örgütü) boynunadır.” O, daha sonra Ermenilerin Müslümanlar tarafından soykırıma uğradıklarına dair bu yaygaralarının esassız olduğunu yazar.

Weems, kitabın 35. sayfasında şöyle devam eder: Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Müslüman Türk ahalinin birçoğu öldürülüp veya yurtlarını terk etmek zorunda kalıyorlardı. İşte o zaman Ermeniler adı geçen bölgelere yerleşiyorlardı. Şimdiki Ermenistan Cumhuriyeti de aynen bu şekilde Ermenilerin iskanı ve Azerbaycanlı Müslüman’ın evinden barkından kaçmak zorunda bırakılması ve sonuçta bu bölgelerde Ermeni çoğunluğunun sağlanmasıyla yaratılmıştır.
Ermenilerin terörist eylemleri ve Rusya ile savaşta Türklere ihanet etmesi sonucu Türkler Ermenileri savaş bölgelerinden diğer bölgelere göçürme kararı aldılar. Weems s. 54’te bu meseleyi konusunda şöyle yazıyor: “Şu tarihi delil ve belgeye dikkat edin: Osmanlı hükümeti 24 Nisan 1915’te İstanbul’da Ermenilerin yerini değiştirme kararı alır. 3 gün sonra, henüz hiçbir Ermeni Doğu Anadolu’dan göç ettirilmemişken Ermenilerin Açmiyadzin Kilisesi’nin dini lideri Rusya’ya, Osmanlı devletinin Ermenileri katletmeye teşebbüs ettiğini bildirir! Soykırım nasıl yapılmış olabilirdi, oysa yer değiştirme operasyonu bile başlamış değildi ve bir tek Ermeni dahi yer değiştirmek için yükünü çatmış değildi!?

Roma ve Washington’da Rusya Büyükelçiliği’ne Ermenilerin protestolarını destekleme emri verilmişti. Çünkü Rusya geniş tedbirlerle Amerika devleti ve toplumunu kamuoyunu Osmanlı ve Alman ülkelerine karşı tahrik etmeye çalışıyordu. Bu büyük yalancılıklar sonucunda İtalya bir ay sonra savaşa katıldı ve ABD sadece iki yıl sonra Almanya ile savaşa başladı.
İşte bu 27 Nisan günü Rusya’nın Londra’daki büyükelçisi Rusya, Britanya ve Fransa hükümetlerinin Osmanlı devletine itiraz notası vermelerini ve Türklerin soykırımda sorumlu olduğunu beyan etmelerini önerdi.
Britanya Dışişleri Bakanlığı’ndan George T. Clarck Rusya’nın bu önerisinden rahatsız olduğunu açıklar, “Kendimizin iddia edilen bu soykırımı incelememiz daha iyi olurdu. Her halde biz ülkemizin Roma ve Washington’daki büyükelçilerine, Ermenilerin dini liderinin adı geçen önerisinin kabul edilebilirliği konusunda o ülkelerin görüşlerini öğrenmelerini ve Rusya’nın önerisini desteklemelerini tebliğ ederiz.” diye cevaplar.

15 Mayıs 1915’te Britanya’nın Rusya’daki büyükelçisi, ülkesinin Dışişleri Bakanı Garry’ye, Rusya’nın Dışişleri Bakanlığı’nın İttifak Devletleri tarafından Osmanlı devletine bu ülkelerin liderlerinin savaşın sonunda her türlü  Ermeni soykırımından sorumlu tutulacağına dair uyarı vereceğini bildirdi. Rusya’nın bu bakanı ayrıca, üç müttefik ülkenin bu meseleyi desteklemek için aynı günde birlikte bir bildiri yayınlamalarını önerdi.
23 Mayıs 1915’te Osmanlı hükümeti ilk olarak Ermenilerin transferi ve başka bir bölgeye yerleştirilmesi konusunda 4. Ordu Komutanlığı’na emir verdi. Fakat tabii ki Ermenileri transferi zaman alıcı bir işti. Ancak 30 Mayıs’ta Osmanlı devleti Bakanlar Kurulu Ermenilerin savaşın ön cephelerinden cephe arkasındaki diğer bölgelere taşınması meselesini onayladı. Yer değiştirme operasyonu henüz başlamamışken, İttifak Devletleri, Rusya, İngiltere ve Fransa, bu meselenin onaylanmasından 6 ay önce Osmanlıların Ermeni soykırımında sorumlu bulunduklarına dair bildiri çıkarmış, skandal başlatmışlardı!”
S. Weems, ardından muteber tarihi belgelere dayanarak, “Aslında Ermenilerin dini lideri Türkiye’nin Ermeni tehciri konusunda karar almasından birkaç hafta önce yabancı devletlerin bu hususta faaliyete başlamasına zemin oluşturmuştu. Soykırım iddiası hiçbir gerçeklik payı taşımaz ve tamamıyla Ermeni papazının uydurduğu efsanedir.” diye yazar.

Kilisenin bu yalancı ve güdümlü efsaneleriyle birlikte bu merkezin dini liderleri Ermenilerin azınlığı bulundukları Osmanlı topraklarındaki terörist ve ayrılıkçı eylemlerini körüklemekteydi. “15 Temmuz 1915’te Ermenilerin dini lideri V. Govrek, Yüksek Dini Lider Poğus Nobar’a mektup yazmış, o da Britanya Dışişleri Bakanı Ser Arthur Nickolson ile temas kurmuştu. Bu yüksek dini lider İttifak Devletleri’nden Türkiye’nin altı ilinde bağımsız ve tarafsız Ermenistan yaratmalarını istedi. Bu dini lider, hatta ticari ilişkiler kurulması amacıyla Mersin aracılığıyla serbest denize bir çıkış koridoru yaratılması talebindeydi.” (S. Weems, s. 57).

Weems, kitabın 59. sayfasında 1917 Rusya Bolşevik İhtilali’ne işaret ederek saldırgan Rus kuvvetlerinin Rusya’ya dönmek zorunda kaldığını ve Türklerin ülkesinden geri döndüklerinde onlarla birlikte Türk topraklarını işgal etmekte iştira etmiş olan Ermenileri de o ülkeden taşınmak mecburiyetinde bıraktılar. “Ermenilerin bu topraklardan gitmesinden birkaç ay sonra Britanya ordusu binbaşısı E. O. Noel bölgeyi teftiş etmiş ve gözlemleri konusunda Britanya hükümetine şöyle rapor verir: “Gezimin sonucu konusunda diyebilirim ki, bu aylar boyunca Rusya ordusu onlara refakat eden Ermenilerle bahar ve yaz 1916’da işgal ettikleri toprakları viraneye çevirmişlerdi. Hiç kuşku duymadan söyleyebilirim ki, Türkler düşmanları için böyle davranamazlardı.” Onun görgü tanıkları ve yerli ahalinin söyledikleri ile aşağı yukarı aynı olan görüşlerine esasen Ruslar Ermenilerin tahrik ve yardımıyla bölgedeki Müslümanların katliamına girişmişlerdi.”

Weems s. 88’de şöyle yazıyor: “Ermeniler geri çekilirken artık oklarının taşa isabet ettiğini, ne kendilerinin ne de Rusların Doğu Anadolu’yu işgal edemeyeceklerini kavramışlardı. Dolayısıyla Ermeniler Doğu Anadolu’yu terk ederken her yeri ve her şeyi yıkıp yaktılar, ahaliyi katliam edip yağmaladılar. Ermenilerin bu terörist eylemlerinin tanığı olan bölgelerden biri Erzincan’dır. Kuyular Müslümanların cesediyle doluydu. Müslümanların bedenlerinin doğranmış azası ve gövdesiz başları evlerin bahçeleri çevresine dağılmıştı. 606 kişinin cesedini kuyulara, hendeklere atmışlardı. Elbette öldürülen sivil ahalinin sayısı bunun birkaç katıydı. Ayrıca, galiba yol çekmek için şehrin dışına götürülmüş olan 650 Müslüman’ın da kaderi belirsiz.”
“Ermeniler bu araziyi işgal etmek ve sahiplenmek için çoğunlukta olan Müslümanları katliam etmek kararı aldılar. Onlar Müslümanları katliam edip bu topraklarda birer Müslüman bırakmadıkları takdirde Müslüman ülkesinde kendilerine bağımsız Ermeni devleti kurabileceklerine inanıyorlardı. Bu terörcü siyasetin amacı buydu ve bugün Azerbaycan ülkesinde de aynı siyaset devam ediyor.” (Weems, s. 60).

Ermenistan, Terörist Hıristiyan Ülkesinin Sırları kitabının 42. sayfasında, Ermenilerin yaşadıkları iddia edilen 6 ildeki Ermenilerin ve Müslümanların sayısı üzerinde durulur: “1892 yılında Britanya Dışişleri Bakanlığı Coğrafya Merkezi Ermenilerin iddia ettikleri bölgelerin ahalisi konusunda şu bilgileri yayınladı:

İl Müslüman Rum Ermeni Saire Toplam
Erzurum 500.782 3.725 135.087 22 636.616
Sivas 839.514 76.433 170.433   1.086.015
Diyarbakır 377.644 9.440 79.189 45.233 471.506
Harput 504.946 650 69.718   575.314
Van 247.000 79.998 103.002   430.000
Bitlis 257.862 210 131.390 9.162 398.624
G. Toplam: 2.687.748 90.093 665.815 157.419 3.601.075

Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi Ermeniler iddiacısı oldukları 6 ilin tümünde azınlıktaydılar. Nitekim adı geçen illerde 3.601.075 kişilik ahalinin sadece 665.815 kişisi (% 18.49) Ermeni idi. Yani aslında Ermeniler 2.935.260 gayrı Ermeni’yi yok edip de onların topraklarında Ermenistan devleti kurmak istiyorlardı. Aynı zamanda Britanya Dışişleri Bakanlığı Coğrafya Merkezi’nin bu istatistiğinden, Ermenilerin etnik temizlemeye tabi tutulduğunu ve 1.5 milyon Ermeni’nin öldürüldüğünü iddia ettikleri Anadolu’da sayılarının toplam bir milyonun az üstünde iken tehcir olayında 1.5 milyonu nasıl öldürülmüş olabilir sorusu akla gelir. Oysa Ermenilerin çoğu Kafkaslara göçüp Rusların himayesi ile İrevan (Erivan) Hanlığı’nda iskan ettirildiler ve daha sonra Azerbaycan’ın bu eski köşesinde Ermenistan Cumhuriyeti’ni kurdular.
Weems’in sayfa 143’te, Ermeni tarihçilerinin yazılarına ve varolan çelişki ve tahriflere değinmesi de dikkate değer: “Hevanesiyan Kafkaslara yarım milyon avare Ermeni’nin intikal edildiğini yazar. Hevanesiyan kitabının başka bölümlerinde, Arap ülkelerinde binlerce savaş çarpmış Ermeni’nin varlığına işaret eder. O kitabının başında, Türkiye savaş bölgesinde yaklaşık bir milyon Ermeni’nin yaşadığını ve intikale tabi tutulduğunu yazıyor. Basit bir matematik işlemle Ermenilerin iddiasının yalanlığını ve sahteliğini anlamak mümkün.”. Ayrıca, ABD’nin bölge raporuna göre, 1916 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda yarım milyondan daha fazla Ermeni yaşamaktaydı. Bunun dışında, Suriye, Irak, İran vb ülkelerde yüz binlerce Ermeni yaşıyordu. 1915’te 1.5 Ermeni katledilmiş olsaydı, durum böyle olamazdı.
Üstelik S. Weems Osmanlı İçişleri Bakanlığı’na ait 7 Aralık 1916 tarihli bir belgeye dikkat çekiyor. Bu belgede, “702.900 Ermeni tebdil-i mekan ettirilmiş, bu amaçla 1915’te 25 milyon kuruş para harcanmıştır. Ekim 1916’nın sonuna dek, 86 milyon kuruş harcanmış ve bu yılın sonuna dek 150 milyon kuruş harcanacaktır.” diye yazıyor. Türkler Ermenileri etnik temizlemeye tabi tutmak isteselerdi o zaman neden bu işi yapmayıp da devletin mali krizde bulunduğu bir dönemde Ermenilerin savaş bölgesinden yerin değiştirmek için 261 milyon kuruş para sarf etmiştir?!
S. Weems, kitabın 98. sayfasında, Ermenilerin sayısı hususunda, Hevanesiyan’ın Türkiye’ye yerleşmiş Ermenilerin sayısını hiçbir belgeye dayanmadan yaklaşık 2 milyon olarak göstermesine değinir ve muteber tarihi delillerle bu yalancı iddiayı çürütüp “Aslında 1915’te tüm dünyada dahi bu sayıda Ermeni yoktu!” diye yazar. O, s. 62’de bölgenin tamamındaki Ermenilerin sayısı konusunda çeşitli kaynaklar tarafından sunulan istatistiklere de yer verir:

Fransa’nı Van’daki Başkonsolosu M. Zarcheshy:        1.300.000
Fransis de Persens (1895):                                            1.200.000
Turo Menkis:                                                                1.300.000
Linch (1901):                                                                1.158.000
Osmanlı İstatistikleri (1905):                                        1.294.851
Britanya Mavi Kitabı (1912):                                       1.056.000
L.D. Counterson (1913):                                               1.400.000
Fransa Sarı Kitabı:                                                        1.475.000
Ermeni dini lideri Ormaniyan:                                      1.600.000
Lepsios:                                                                         1.600.000

S. Weems aynı yerde, “Günümüzde Ermeniler 1.5 milyon Ermeni’nin Osmanlı Türkleri tarafından katledilmesi konulu “büyük efsane”den aslında XX. yüzyıldaki ilk etnik temizleme hikayesini yaratmışlardır. Onların iddiası, yani katledilmiş 1.5 milyon Ermeni Anadolu Ermenilerinin toplam sayısının bile birkaç katıydı.” diye yazıyor.

Samuel Weems, “Ermenistan, Terörist Hıristiyan Ülkesinin Sırları” kitabındaki kapsamlı araştırmalarıyla, Ermenilerin bu makalenin sınırlarını aşan sayısız cinayet ve hilelerini ifşa etmiştir. O bu ifşacılıklardan sonra, “Ermeniler kendilerini mağdur göstermek ve 1915 sözde soykırım konusunda dedikodular yaymakla hâlâ kendi cinayetkâr siyasetlerinin peşini bırakmamakta, XX. yüzyılın sonlarında komşuları Azerbaycan Cumhuriyeti’ne saldırarak bu ülkenin topraklarının %20’den fazlasını işgal etmiş ve Karabağ ile çevresindeki bölgelerde vahşi ve korkunç katliamlarla bir milyon Azerbaycanlı Müslüman’ın yurdundan olmasına neden olmuşlardır.” diye yazıyor.

dr. Hesen Seferi                                                           Farsça’dan Tercüme: T.S. Çeviri Servisi

Həmçinin yoxlayın

Azərbaycanlı fəal Əli Xeyrcu rejimin təhlükəsizlik idarəsinə çağrılıb

GADTB-nin Mətbuat Mərkəzinə daxil olan məlumata görə, azərbaycanlı milli-mədəni fəal Əli Xeyrcu irqçi fars rejimin …

İran PKK/PJAK terror qruplaşmasından Azərbaycana qarşı istifadə edir

GADTB-nin Mətbuat Mərkəzinə daxil olan məlumata görə, İran rejimi PKK/PJAK terror qruplaşmasından istifadə etməklə Azərbaycana …

Bir cavab yazın